5 Ocak 2010 Salı

İtfaiyenin Oluşması ve Tarihçesi

Ateş insanoğlunun yaşamına ister yıldırım düşmesi sonucu, ister kuru dalların birbirine sürtünmesi sonucu girsin, insanı daha ileriye ve daha iyiye götürerek yaşamının vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Uygarlığın bugünkü aşamaya gelmesinde ateşin yeri tartışılmayacak kadar büyüktür. Zaman zaman kafama takılan “ ateş olmasaydı insanoğlu bunun yerine neyi bulurdu ? “ sorusuna, “ yine ateşi bulurdu “ yanıtı olmuştur.
Doğa kendi dengesi için yapıcı olduğu gibi yıkıcıdır da. Ateş, olumlu yönlerine karşın, denetimden çıkarak yangını oluşturur ve yıkıcı yönünü gösterir.
Bilgisizlik, ihmallik ve tedbirsizlik sonucu oluşan yangına karşı insanoğlu çeşitli önlemler almıştır. Günümüzde bu önlemlerin en geliştirilmişi “ İtfaiye örgütüdür. “ Ateşin olumsuzluklarını azaltmaya çalışan bu örgütün ülkemizde kuruluşu; 15. yüzyıldır.
Osmanlı padişahlarından “ III. MURAT “ afet haline gelen yangınların önüne geçmek için 1579 yılında İstanbul Kadısına bir ferman gönderir. Fermanla ; “ Her evde bir büyük fıçı su, dam yüksekliğinde bir merdiven bulundurulmasını, yangın çıkan yerlerde halkın kaçmayıp yangını söndürmeye çalışmasını, bütün hususların kontrol edilmesini … “ istemesi İtfaiye tarihimizde yangınlara karşı alınan ilk yazılı tedbir ve düzen olarak kabul edilir.
GERÇEK DAVUT adını alarak Müslüman olan bir Fransız mühendis, 1715 yılında ilk yangın tulumbasını yapar. 1718 yılında “ TÜFEKHANE “ ve “ TOPHANE “ de çıkan yangınlarda, yapılan tulumbanın çok büyük yararı görülür. Bunun üzerine padişah “ III. AHMET “ ve sadrazam DAMAT İBRAHİM PAŞA’ nın emirleriyle, 1720 yılında GERÇEK DAVUT’ un idaresinde Yeniçeri Ocağına bağlı “ TULUMBACI OCAĞI “ kurulur. Bu ocak, günümüz modern İtfaiyesinin çekirdeğini oluşturur.
II. MAHMUT, her yönüyle bozulan Yeniçeri Ocağını 1826 yılında kaldırır. Buna bağlı olarak Tulumbacı Ocağı da dağılmak zorunda kalır. Bunun üzerine halk, kendi kendini korumak için semt tulumbaları kurmaya başlar. Ancak, 1828 yılındaki BÜYÜK HOCA PAŞA YANGINI yeni bir teşkilat ve düzen ihtiyacını ortaya koyar. Zamanın yetkilileri yeni kurulan ASKER-İ MANSURİ-İ MUHAMMEDİYE içinde bir tulumbacı taburu teşkil ettirir ve Yeniçeriliği hatırlatmaması için de YANGINCI TABURU adını verirler.
ABDÜLAZİZ devrinde, İstanbul Şehremaneti ve Belediye daireleri kurulunca, bu daireler birer tulumbacı takımı kurmuş olup, bunlara DAİRELİ adı verilmiştir. Bunlar, gündüzleri kendi işlerinde çalışan, geceleri tulumbacı koğuşlarında yatan kimselerdi.
1871 yılında meydana gelen “ BÜYÜK BEYOĞLU YANGINI “ bu kuruluşların yetersizliğini ortaya koyar. Padişah ABDÜLAZİZ’ in emriyle, Macaristan’ dan bu konuda uzman bir subay olan KONT SZEÇSENYİ ÖDAN getirtilir. Bu kişiye paşalık rütbesi verilir ve çalışmalara başlar. 26 Eylül 1874 tarihinde; 4 Nizamiye (kara), 1 Bahriye (deniz) taburundan oluşan koşulu bir İTFAİYE ALAYI kurulur. I. Dünya savaşından kısmen motorlu araçlarla takviye edilen bu kuruluş, 25 Eylül 1923 tarihine kadar, bir başka deyişle; İstanbul Belediye İtfaiyesine dönüşünceye kadar 49 yıl başarılı bir şekilde hizmet vermiştir. 16 Şubat 1924 tarihli Ankara Şehremaneti Kanunundan sonra kurulan, Ankara Belediye İtfaiyesi, görevini; araç ve gereçlerini askeri İtfaiyeden teslim almıştır.
Padişahlık devrinde İtfaiye ile ilgili bilgiler ve bu konudaki geliştirme çabaları, her konuda olduğu gibi İstanbul’ un sınırlarını aşamamış, bazı büyük il merkezlerinde yangın söndürme önlemlerine baş vurulmuşsa da sağlıklı bir sonuç alınamamıştır.
Cumhuriyet devrinde itfaiye teşkillerinin yurda hızla yayıldığını görüyoruz.

1923 yılında; Bolu, Bursa, Edirne, Manisa, Uşak, İzmir,
1924 yılında; Ankara, Mersin, Konya, Samsun,
1925 yılında; Adana, Çorum, Erzincan, Trabzon,
1926 yılında; Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, İzmit, Malatya, Tekirdağ, Tokat,
1927 yılında; Eskişehir,
1928 yılında; Kayseri,

İllerinde teşkilatlarını kurarak hizmet vermeye başlamışlardır.

3 Nisan 1930 tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu çıkarıldıktan sonra, adı geçen kanun belediyelere “ yangın vukuunu men edecek tedbirleri almak “ görevini vermiştir. İtfaiye hizmet ve teşkilatının dayanağı olan 15. madde 22. fıkra gereğince; tüm il merkezlerindeki belediyelerimiz teşkilatlarını kurmuşlardır. Ancak ülke düzeyindeki tüm belediyelerimizi kapsadığını söylemek olanaksızdır. 1983 yılında, 554 ilçemizin büyük çoğunluğunda itfaiye teşkilatı yoktur.
Digg Google Bookmarks reddit Mixx StumbleUpon Technorati Yahoo! Buzz DesignFloat Delicious BlinkList Furl

1 yorum: on "İtfaiyenin Oluşması ve Tarihçesi"

Yorum Gönder

 
 
bitkisel tedavi, yemek tarifi, yabancı şarkı dinle - sitemap